mezarlıklar ve saksağanlar

yazacak bikaç şeyim var. kabızlık etkisi yarattı, boşaltmaya geldim tüm kötü taraflarımı

yani güzellik, bu yazıda sen yoksun

ama sıkma canını, başka bahara, belki?

*

güvercin, muhabbet kuşu yada bülbül. bu canlıların kafes kuşu olmaya elverişli olmalarına ek bir özellikleri daha var

güzellikleri.

dünyanın çok az yerinden karga satın alabilirsiniz mesela

çünkü kargalar, parayla değil sevgiyle; kendilerini size ait hissederse yaşar kafenizde

çünkü seven bir karga kıskançlaşır.

acı çeker.

intihara elverişli olur.

özünde bilim, hepsini farklı sınıflara ayırarak konuyu kapatmış vakti zamanında ama ben konuya biraz daha derinlemesine inicem.

zorlu center’da saksağan görmeye imkan yok misal, çünkü oraya ait değiller

bir saksağanı, 4 mevsim de; aslında ait olmadıkları bir yer olmasına rağmen görmek isterseniz

mezarlıkları ziyaret edin.

çünkü saksağanlar insanlara alışık değildir, yakınlaşmayı da sevmezler

ama yalnızlığı da kaldıramayan varlıklar.

şehrin ortasında, çam ağacı (ve) kadar kolay saksağan bulmak isteyen mezarlığa gitsin.

***

bi mezarlığa neden gider insan?

gerçekten dua okumaya mı

ağlamaya mı

ayşe misal, mimar oğlum kadın. iş için gidiyo delikanlı gibi.

biz niye gidiyoruz?

göz göre göre acı çekmek isteyen sadist olsun lan!

yaşarken ölmek isteyen aşık.

**

– Allah’ım, lütfen babam acı çekmesin. onu en değerli yerine al

+ sen kimsin olm?

– kulun?

+ ee?

– dua ediyorum işte?

+ hee, tamam. devam et biraz daha

***

kafayı yersin ya!

bi zamanlar eti kemiğe bürünmüş binlerce canlı yatıyor

– cansız aslında

+ can öyle bişey miydi ki, ölünce yok oluyor?

– neyse, bu farklı konu. ee devam et sen

düşünsene olm, sevdiğin insanın mezarındasın

ama ona bakabilmek için, aslında başka insanlara kıçını dönüyosun

aslında bi kişi için, binlerce kişiye sırtını dönüyosun

bişeyler anımsattı mı sana?

sevmek gibi mesela

milyar kişiyi, bir kişiye değiştirmek gibi

bir şeye yada.

mesela bi saksağana.

***

çok seviyorum ben bu hayvanları

çünkü ön yargıya kurban gidiyolar. içten içe, içim sızlıyor blog

düşünsene, sesin çok kötü. tipinde de pek meymenet yok aslında

ama efsane uçuyosun lan.

bir uçuşun var ki cennet fragmanı

ama sesin kötü diye kimse sevmiyor seni

ağzı olsa sigara içer bu hayvanlar.

kötü oldum be blog.

**

hazır konusu açılmışken;

madem ki herkes öldürür sevdiğini;

içten içe seviliyoruz be blog?

çünkü bu normal bi duygu değil

olman gereken yerdeyken; olmak istediğin yere gitmek yani.

bence değil en azından

* görsel: berk oztruk